Kleopatra’nın ölümü, tarih boyunca pek çok spekülasyona neden olmuş ve gizemini korumuştur. Milattan Önce 30 yılında gerçekleşen bu olay, Roma İmparatorluğu’nun yükselişi karşısında çaresiz kalan Mısır Kraliçesi’nin dramatik bir intihar olarak anlatılmaktadır. Özellikle, Kleopatra’nın bir sepet incir içinde saklı bir yılanla hayatına son verdiği hikayesi, birçok sanat eserine ve esere ilham vermiştir. Ancak, günümüz bilimsel ve tarihsel araştırmaları, bu anlatımların doğruluğunu sorgulatmaktadır.
Kleopatra’nın intiharının en yaygın versiyonu, onun köşeye sıkışarak bir yılan seçmesi ve böylece Roma sokaklarında bir savaş ganimeti gibi sergilenmekten kaçınması üzerinedir. Antik Mısır’da yılanların, özellikle kobraların, krallık ve tanrısallık sembolü olarak büyük bir önemi vardır. Bu bağlamda, bir firavunun yılan tarafından ısırılarak ölmesi, ilahi bir mertebeye yükselmesi anlamına gelebilir. Ancak bu güçlü sembolizm, hikayenin gerçekliğinden ziyade bir politika mesajı taşıdığı düşüncesini pekiştirebilir.
Bilimsel açıdan bakıldığında, bu yılan hikayesinin mantıksızlığını ortaya koyan bazı noktalar vardır. Öncelikle, 1.5 metre uzunluğundaki bir kobranın bir meyve sepetinin içine fark edilmeden girmesi oldukça zordur. Ayrıca, yılanın tek bir seferde üç kişiyi etkisiz hale getirecek miktarda zehiri enjekte etmesi neredeyse imkansızdır. Kobra zehri, bahsedilenin aksine hızlı ve acısız bir ölüm sağlamaz; vücutta uzun ve sancılı bir etkili süreç başlatır. Tarihi kaynaklarda “çok kısa sürede gerçekleşen bir ölümden” bahsedilmesi, yılan ısırığı ihtimalini zayıflatmaktadır.
Günümüzde birçok uzman, Kleopatra’nın zehirler konusunda yeterli bilgiye sahip olduğu için bitkisel bir karışım kullanarak intihar ettiğine inanmaktadır. Sonuç olarak, Kleopatra’nın yılanla can vermesi hikayesi, tarihsel gerçeklerden ziyade etkili bir halkla ilişkiler çalışması olarak hafızalarda kalmaya devam edecektir.